Nedir Bu Şangay İşbirliği Örgütü ?
Hamza Asiltürk

Nedir Bu Şangay İşbirliği Örgütü ?

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Konseyi’nin ülkemiz aleyhine verdiği tasarı sebebiyle Avrupa Birliği yerine Şangay İşbirliği Örgütü’ne üye olunabileceğine dair açıklamasının ardından önceki yazımda Avrupa Birliği örgütünü derinlemesine irdelemiştik. Bu yazımda Şangay İşbirliği Örgütünü ve ülkemize getiri ve götürülerini açıklayacağımı söylemiştim.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Şuang, Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütüne üyelik başvurusu yapması durumundan yapılan başvuruyu değerlendirmekte istekli olduklarını belirtti.

Rusya Parlamentosu'nun üst düzey temsilcisi Federasyon Konseyi'nin Savunma Komitesi üyesi Aleksey Puşkov ise Twitter hesabındaki paylaşımında "Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyeliği Erdoğan için mantıklı bir adım olurdu. Şangay İşbirliği Örgütü, AB'den farklı, onun yerine geçemez. Fakat AB'den farklı olarak ŞİÖ üyeleri tamamen egemen" ifadelerini kullandı.

Şangay İşbirliği Örgütü

Şangay İşbirliği Örgütü diğer adıyla Şanghay Paktı adını teşkilâtın ilk toplandığı yerden --Şanghay-- almaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996 yılında oluşturdukları yapılanma Şanghay Beşlisi olarak anılıyordu. Bu örgüt 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla üye sayısını altıya çıkarttı.  ŞİÖ aslında bölgesel bir işbirliği örgütüdür. Ana işbirliği konusu güvenlik olan bu örgütün güvenlik endişelerinden en önemlisi Asya’daki İslamcı Örgütler ve uyuşturucu ticaretinin önüne geçmekti. Şangay İşbirliği Örgütü üyeleri bunlara karşı birbirleriyle istihbarat bilgilerini paylaşıyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor.

Daha sonrasında Örgütün gizli amacı yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Küreselleşen dünyada Amerika’nın dünyayı yönetme konusunda ki heveskâr tutumu diğer küresel güç Olan Rusya ve Çin’i harekete geçirmeye itmiş ve bu vesileyle bu örgütün kurulması amaçlanmıştır. 2007 Bişkek Zirvesi’nde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Tek kutuplu dünya kabul edilemez.” açıklaması, örgütün misyonunu özetlemektedir aslında. Çıkış noktasına baktığımızda, üye ülkelerin sınır bölgelerinde askeri güveni sağlamak gibi görünse de, birincil amaç ABD suretinde batıya karşı alternatif ve etkili blok oluşturmak, ikincil amaç ise dünya nüfusunun 1/4′ünün yaşadığı coğrafyada, en büyük güvenlik tehditleri olarak deklare ettikleri terör, ayrılıkçılık ve aşırıcılıkla mücadele adı altında bu coğrafyada yaşayan halk ve uygarlıkları dizginlemektir.

Örgütün Organları

Şangay İşbirliği Örgütünün en üst karar organı Devlet Başkanları Konseyidir. Bu konsey yılda bir kez yapılan Şangay İşbirliği Örgütü zirvelerinde bir araya gelir ve kararları alır. Söz konusu zirve her yıl başka bir üye ülkenin başkentinde yapılmaktadır.

 

Örgütün ikinci önemli organı Hükümet Başkanları (Başbakanlar) Konseyidir. Bu konsey de yılda bir kez yine aynı zirvede toplanır. Konseyin görevi karşılıklı işbirliğinin durumunu ve gelişimini görüşmek ve gerekli kararları almaktır. Bu konsey ayrıca örgütün yıllık bütçesini onaylar.

Dışişleri Bakanları Konseyi, mevcut uluslararası durumu değerlendirmek ve Şangay İşbirliği Örgütü’nün diğer uluslararası örgütlerle karşılıklı etkileşimini görüşmek üzere toplanır. Ulusal Koordinatörler Konseyi, örgüte üye ülkelerin örgüt anasözleşmesi çerçevesi içindeki işbirliğini koordine etmekle görevlidir.

 

Örgütün önemli faaliyetlerinden birisini yürüten Bölgesel Anti Terör Ajansı (RATS) Özbekistan’ın başkenti Taşkent’tedir. Bu ajansın görevi üye ülkeler arasında terör, ayrılıkçılık ve aşırılık eğilimlileriyle mücadelede işbirliğini sağlayarak alınacak ortak önlemleri belirlemektir. RATS Başkanı üç yıl için seçilmektedir. Her üye ülkenin bu ajansta daimi bir temsilcisi bulunmaktadır.

Şangay İşbirliği Örgütü’nün temel yönetim organı Sekreterya’dır. Bir Genel Sekreterin başkanlığındaki Sekreterya, örgüt kararlarını uygulamak, bildiri ve ajanda tekliflerini hazırlamak, örgütün faaliyetlerinin hazırlıklarını yapmak gibi görevlerle yükümlüdür. Sekreterya ofisi Çin’in başkenti Pekin’dedir. 

 

Türkiye Gündeminde Olmasının Sebebi

Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, son olarak "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.

Avrupa Birliği hükümetler üstü devletler kategorisinde bir kuruluşken Şangay İşbirliği Örgütü Hükümetler arası bir kuruluştur. Bu sebeple ŞİÖ de hükümetlerin yaptığı eylemler örgüt içerisinde çok derinlemesine eleştirilmezken Avrupa Birliğinde yanlış görünen durumlar açıklıkla eleştirilmektedir. Ohal döneminde yapılan eleştiriler oldukça rahatsız edici durumdadır Şangay İşbirliği Örgütünde olunsaydı hiçbir şekilde içişlerimize müdahale edilmemiş olurdu.

 

Sayılarla Bir Karşılaştırma Yapalım

Türkiye’nin Avrupa Birliği üye ülkeleri ile olan ihracatı 63.998 milyon dolar, ithalatı ise 78.681 milyon dolar iken Şangay İşbirliği Örgütü üyeleri ile olan ihracatı 8.638 milyon dolar, ithalatı ise 53.323 milyon dolardır.

Bu verilere göre toplam ihracatımızın %46’sını Avrupa Birliği ne yaparken Şangay İşbirliği Örgütü üye  ülkelerinin ihracatımız içindeki payı %5.3 olmuştur. Toplam ithalatımızın %42’sini AB’den, %21.2’sini ŞİÖ den yaptık.

 

Gelelim Yorumuma

Avrupa Birliği hem ekonomik hem siyasal sorunlar yaşamaktadır. İngiltere bir kaçış yolu bulup birlikten ayrılmış diğer ülkelerde iç dengelerinde ayrılmanın veya birlikte kalmanın artı eksilerini tartışır konuma gelmiştir. Şagay İşbirliği örgütündeki büyük güç olan Rusya nın ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olması ve Avrupanın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması sebebiyle ekonomik bir darboğaza girmiş durumdadır. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor. Yani iki kesimde büyük bir tüketim ülkesi olan ülkemizi aç akbabalar gibi beklemektedir. Sömürüye dayalı bu ülkeler ülkemizi dost yada müttefik olarak değil bir sömürge devleti olarak görmektedirler.

Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazımdır.

Şangay İşbirliği Örgütü yeni kurulmuş ve tamamlayamamış bir kuruluştur. Bu sebeple büyük açıkları mevcuttur. Avrupa Birliği ise gelişimini tamamlamış üretkenliğini kaybetmiş ve bu sebeple düşüşe geçmiş bir topluluk halini almıştır. Kısacası iki örgüttende bağlarımızı koparmamak gerekiyor ancak ikisininde kuyruğundan kaçınmamız gerekiyor bir tepik yeme ihtimaliz oldukça güçlüdür.

Peki ne yapacağız bu sorunun cevabını Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk yıllar öncesinde vermiştir.

‘Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İste o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.”
29 Ekim 1933, Çankaya Köşkü

İşte Bu Sepeple: “Türk birliği ülküsü, yer yüzündeki bütün Türkler’ in bir millet ve bir devlet halinde, bir bayrak altında toplanması ülküsüdür.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kurban Fiyatları Açıklandı !!!
Kurban Fiyatları Açıklandı !!!
Emniyet Müdürü Ölü Bulundu !!!
Emniyet Müdürü Ölü Bulundu !!!