Meşruiyetini Yitirmeyen Lider
Hamza Asiltürk

Meşruiyetini Yitirmeyen Lider

         Geçerliliğini yitirmiş, unutulmuş ve belki de bazı çağdaşlarımızın gözünde oldukça şüpheli
bir hal almış ama iktidar sorunu ortaya konduktan sonra vazgeçilmez olan bir kavramdır bu. Halkların ve bireylerin, insanlar tarafından var edilen ve ortak değerlerin taşıyıcısı olarak görülen bir kurumun yetkesini, aşırı zorlama olmaksızın kabul etmesini sağlayan şey meşruiyettir. Bu, geniş kapsamlı bir tanımdır, birbirinden çok farklı gerçeklikleri içerebilir: Bir oğlun anne babasıyla, bir parti üyesinin partisiyle, bir işçinin sendikasının sorumlularıyla, bir yurttaşın hükümetiyle, bir ücretlinin ya da hissedarın şirket yöneticileriyle, bir öğrencinin öğretmenleriyle, bir inananın dinsel topluluğunun ileri gelenleriyle vb. olan ilişkileri. Bazı meşruiyetler diğerlerine oranla daha istikrarlıdır, ama bunlardan hiçbiri sürekli değildir; beceriye ya da koşullara bağlı olarak meşruiyet kazanılabilir ya da meşruiyeti kaybedilebilir.

              Sözgelimi, çarlar ne zamandan sonra meşru görülmemeye başlamıştır? Ya Ekim Devrimi'nin kredisinin tükenmesi için kaç on yıl gerekmiştir? Rusya, çağdaşlarımızın gözünde, bütün dünyaya etki eden, şaşırtıcı bir meşruiyet kaybının sahnesi olmuştur. Ama bu verilebilecek örneklerden yalnızca biridir! Meşruiyet sadece görünüşte süreklidir; söz konusu olan, ister bir insanın, bir hanedanın, isterse bir devrimin ya da bir ulusal hareketin
Meşruiyeti olsun, gün gelir işe yaramaz olur. İşte o zaman bir iktidar gider bir başkası gelir, gözden düşen meşruiyetin yerini de bir yenisi alır.

                Değerli okuyucularım, özel, hem de çok özel, hatta  İslam âleminde ve hatta Dünya tarihinde bir eşine daha rastlanmamış bir örnekten bahsetmek istiyorum.Milletini yıkımdan kurtarmayı başarmış, bu yüzden de komutan ve savaşçı meşruiyetini hak etmiş, böylesi bir kozun ne kadar güçlü olabileceğini ve ondan nasıl şahsi menfaati için kullanmayıp milletinin refahına harcayarak meşruiyetini açıkça göstermiş bir önderden hareketle yapacağım bunu.  Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK.

              Birinci Dünya Savaşı'nın sonrasında, Cihana hükmetmiş Osmanlı İmparatorluğunun toprakları emperyalist devletleri arasında pay edilirken ve Versailles'da ya da Sevr'de toplanan Batılı güçler duygusuz biçimde insanlara ve topraklara sahip olurken, Trablusgarpta Çanakkale de savaşçı meşruiyetini hak etmiş olan Atatürk emperyalistlere  hayır deme cesaretini göstermiştir. Bir çok sömürü devleti haksızlıklardan yakınırken, Mustafa Kemal Paşa silaha sarılmış, ülkesini işgal eden yabancı köpekleri kovmuş ve diğer güçleri bu topraklar üzerindeki projelerini  gözden geçirmek zorunda bırakmıştır. Bu nadir rastlanan tutum  hem yenilmez olarak ün salmış düşmanlarına vatan müdafaasının nasıl yapılacağını göstermesi, hem de bu savaştan galip çıkması onun meşruiyet kazanmasına yol açmıştır. Kısa süre içinde, "ulusun kurucusu" konumuna gelen Atatürk Türkiye'yi ve Türkleri  istediği gibi yeniden biçimlendirmek için uzun süreli bir gücü vardır artık. Azimle işe koyulur. Ülkemizde birçok yeniliğe imza atmıştır. 

            Ulu Önderimiz tüm bu inkılapları gerçekleştirirken Türk Milleti de onu izlemiştir. Çok da şikâyet etmeden, gelenekleri ve yaşam biçimlerini tamamen değiştirmesine izin vermiştir. Neden? Çünkü milletimizi tekrar özgürlüğüne kavuşturmuş gururlandırmıştır. Milletine  haysiyetini kazandıran kişi ona pek çok şeyi kabul ettirebilir. Bu meşruiyeti kazanan kişi milletinden fedakârlıklar, kısıtlamalar
isteyebilir ve hatta buyurganca davranabilir; millet
gene de o kişiyi dinleyecek, savunacak, onun sözünü dinleyecektir; sonsuza dek değil, ama uzun süreliğine. Meşruiyetini yitirene kadar. Nasr Arap Birliği ideali ile araplar tarafından meşru lider olarak görülmüş ancak mağlup olduğu savaşlar yanlış politikalar sebebiyle bir darbe ile indirilmiştir. Saddam Hüseyin Kaddafi kendisine aşırı bağlı olan halkı tarafından linç edilerek katledilmiştir. 

Meşruiyet milletinden en inançlı olana değil, mücadelesi milletiyle aynı olana verilir.

Atatürk'ün meşruiyeti ölümünden sonra bile devam etmektedir. Atatürk'ün naçiz vücudu toprak olmuştur ama vadettiği gibi sonsuza kadar devam edecek olan Türkiye Cumhuriyeti gibi onun Başbuğ'luğu da eksilmeden devam etmektedir. Onun düşüncelerini paylaşmayanlar onun meşruluğunu çekemeyenler İngiliz mandasını bile halen isteyebilecek gaflette olanlar bile yeri geldiğinde ona bağlılık sergilemek durumundadırlar. Tüm dünya bile halen onun adını duyduğunda sevenleri tarafından saygıyla anılmakta düşmanları tarafından ise korkuya kapılmaktadırlar. Kendisini Türkiye'nin kralı ilan edebilecek konumdayken ve bu meşruiyeti vatanımızı düşman işgalinden kurtarması sebebiyle milleti vermişken ülkesinin ve milletinin bekaası için ülkemizin yönetimini "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." diyerek milletine devreden bir liderdir Atatürk. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Meclis İç Tüzük Değişiyor !!!
Meclis İç Tüzük Değişiyor !!!
Katar'a Uygulanan Veto'nun Yankısı Sürüyor !!!
Katar'a Uygulanan Veto'nun Yankısı Sürüyor !!!